Bir şeyler yazmak arzusu bulduğunda içinde kağıdı kalemi kaparsın ve aklına ilk geleni yazmaya başlarsın. Genelde pek dolu olmaz. Pek bir bilgi içermez yazdıkların. Sadece bir boşluk bulursun kalbinin derinliklerinde ve burayı doldurmak için yazmaya çalışırsın.
Gitgide miskinleştiğin odanda hep kendini ararsın. Kelimeler yetersizdir. Bir kaç gün önce yapay zeka araştırmaların sırasında gözüne takılmıştır “İnsanlar kelimeler üzerine düşünür, hayvanlar ise kavramlar üzerine. Bu nedenle insanlar daha hızlı düşünür.” cümleleri. Kelimelerin düşünmek için bile yetersiz olduğuna kanaat getirip hayvan gibi düşünmeye başlarsın. Miskinliğin kavramsal düşünceyle birlikte artar. Artık yazmakta zor gelir.
Ne zaman kalkmalıyım yapmam gerekenler var desen bir kaşıntı sarmaya başlar vücudunu ve bir baş ağrısı. Kaşıntıyı ve baş ağrısını umursamayıp yapman gerekenleri bir ucundan yapmaya başlasan bu seferde içindeki boşluğu dolduramayan herşeyle bir kuytu köşeye çekilirsin. Ya da yürümeye başlarsın şehrin sokaklarında, caddelerinde… Çünkü uzaklaşmak istiyorsundur içindeki bu savaştan.
Sonra bir gün olur bedenini bir Amerikan Çakısı olarak görmeye başlarsın. Üzerindeki kir ve pas umrunda olmaz. Sadece görevini yapacaktır. Yani kaşınırsın fakat hissetmezsin. Başın ağrır fakat önemsemezsin. Bedenin sadece görevini yapman için vardır. Bir alet gibi kullanırsın…
İçindeki savaş dışarı çıkar. Zor seçimlerle baş başa kalmışsındır. Hayatının en kritik kararlarını bu seçimleri yaparak vereceksin. Tüm kötü duygulara karşın fiziksel seçimlere sahipsin.
Tek istediğin iyi olmaksa hangisini seçersen seç iyi olacaksın inşallah…
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.
Son yorumlar